(212) 613 42 81    |   info@pkuaile.com
Ana Sayfa | Fotoğraf Galerileri | Site içi Arama | Öneri ve İstekleriniz | Ziyaretçi Defteri | İletişim
 
 
İÇİMİZDEN BİRİ - Deniz YILMAZ ATAKAY Röportajı
İÇİMİZDEN BİRİ - Deniz YILMAZ ATAKAY Röportajı

 

Bu ay ki konuğumuz havacılığın başarılı isimlerinden,  Sn. Deniz Yılmaz Atakay.

O gerçek bir profosyonel.  Göklerdeki hizmetinden sonra, full time bir Anne - Yazar ve Koordinatör olarak şimdi bambaşka bir platformda!!

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

1972 Eskişehir Hava hastanesi doğumluyum. Havacılığa aşık bir insanım. Sosyal hizmet kapsamında pek çok pozisyonda aktifim. Yazmaya meraklıyım. Evliyim ve Lal adında bir kızım var. Kısaca bu kadar.

Havacılığa olan ilginiz ne zaman başladı?

Dünyaya geldiğim hastaneye bakacak olursak, sanırım doğuştan … yani Havacılığa olan ilgim kendimi bildim bileli vardı. Babam pilot olduğu için de, bu duyguya, hevese ve uçaklara fazla aşinaydım. Bu yüzden de kendim için hiçbir zaman farklı bir meslek düşünmedim. Üniversiteye giderken bile aklım hep havalarda ve uçak seslerindeydi. Yerde ve normal şartlarda çalışmaya hiç özenmedim. Yerim sadece uçaklardı…

Neden Kabin memurluğu?

Kabin memurlarıyla sürekli bir arada olduğum için olsa gerek. Özel bir nedeni yok, aslında pilot da olabilirmişim, çünkü uçuşlarımda, emniyet için sadece kabini değil, kokpiti de bilmem gerektiğine inanırdım, bu yüzden de asıl hocam olan babamdan her şeyi öğrenirdim. Belki ileride keyfi amaçlı olabilir.

Sevdiğiniz meslek uğruna üniversite eğitiminizi yarıda bıraktınız bundan hiç pişmanlık duydunuz mu?

Kesinlikle HAYIR!!! Bir an bile duymadım…

Ailenizin meslek seçiminde tepkisi ne oldu?

Babam dışında herkezin tepkisi olumluydu. Çünkü ailemizde genelde herkes kendi kararını kendisi alır ve hayata geçirirdi. Babamın tepkisi, istemediği için değildi üstelik, benim de yıpranacağım ve düzensiz bir hayata sahip olacağım içindi. Ama kolay pes etti.

Mesleğe karşı o yıllarda insanların bakış açısı nasıldı?

Aslında kabin memurluğu her zaman heves edilen ve cazip sayılan meslekler grubundaydı, hala da öyle olduğuna inanıyorum. Üzücü olan yanı çoğu insan tarafından hala kıymetli bir meslek olarak görülmemesiydi…bu düşünce hep vardı.

Hangi şirkette ve ne zaman işe başladınız?

92 Şubat ayında özel, hem de çok ÖZEL bir hava yolunda ; İstanbul Hava Yolları’nda başladım uçmaya. Aslında THY sınavlarını bekliyordum ama kendimi denemek için gittiğim bu şirket'e hemen kabul edildim ve eğitimlere başladım.

Aldığınız eğitimler ve süreçten kısaca bahseder misiniz?

Kabin memurluğu eğitiminden pek de kısa bahsedilemez aslında. Çünkü çok detaylıdır. Kişisel, ilk yardım ve teknik konuları içeren pek çok farklı ve geniş kapsamlı eğitimler alırsınız. Bizim o dönemdeki eğitimlerimiz de gerçekten ağır, disiplinli ve sertti. Havacılıkta da olması gereken bu. Bugün bile, ilgimden ve sevgimden olsa gerek hepsi hala hafızamda diyebilirim.

İlk uçuşunuzu ve hissettiklerinizi bizimle paylaşır mısınız?

İlk uçuşumda hissettiklerim ne ise, son uçuşumda hissettiklerimle aynıydı. Sadece ilk uçuşumda, hazır olmam gereken zamandan epey önce hazırdım ve o güne kadar başka kabin memurlarının giydiği üniformayı değil, bana özel olanı giyiyordum. Hak ettiğimi giyiyordum, bu benim için gurur vericiydi … Hiç çekinmedim, hava limanı, apron , uçaklar benim evim gibiydi. Bu sebeple de her zaman kendime güvenim çok fazla oldu. Görev heyecanım ise hiç ama hiç geçmedi.

İlk uçuşum IST-AYT-IST du. Bana acı veren tek nokta topuklu ayakkabılarımdı.

Havacılıkla ilgili hedefleriniz nelerdi?

Babamla görevli olarak uçmaktı ama mümkün değildi tabii, ayrı şirketlerdeydik. Kaptan ve Kabin Amiri olarak uçmak, epeyce anlamlı olurdu.

Bildiğiniz gibi düzensiz bir hayatın içinde aslında bir düzeniniz oluyor . Bu düzeni nasıl kurdunuz?

Baştan beri bu düzenle yaşadığımız için zorluk çekmedim hiç. Alışık olduğum bir hayat tarzıydı. Hiçbir şeyi yadırgamadım.

Hayatınızda neler değişti, neleri değiştirmek zorunda kaldınız ya da istediniz?

Hiçbir şeyi değiştirmek zorunda kalmadım, üniversiteyi bitiremedim o kadar. Bu da benim için hiç kayıp değil..hele bu ülkede... Aksine sıkıntım, yapabildiklerimden değil, yapamadıklarımdan ötürü..

Size başka bir meslek seçeneği sunulsa ne yapmak isterdiniz?

Yine havacı olurdum…

Uçuşlar esnasında eminim ki birçok enteresan olayla karşılaşmışsınızdır,

Ancak hiç unutamadığınız anınız ya da maceranız var mı? Bizimle paylaşmak ister misiniz?

Çok var tabi olmaz mı? Ama size en komik olanını anlatayım. ‘’Su dökmek’’ sözü vardır halk arasında. Varmış daha doğrusu, o dönem ben bilmiyordum ve hiç de duymamıştım açıkçası. Bir gün türbülansa girdik ve kemer ikaz ışıkları yandı. Yaşlı bir yolcu da kıvranıyor, kalkmaya çalışıyor. Amca hayırdır ne oldu diye sordum. Su dökmesi gerektiğini söyledi, oturması gerekiyor halbuki, ben otur dedikçe, o dökmem lazım diyor.

Ben de sonunda sen otur , ver ben dökerim suyu dedim :)

Meğersem tuvalete gitmesi gerekiyormuş. O gün bu cümlenin kabinde ne anlama geldiğini öğrendim, hem utandım hem de epeyce güldüm. Hatta ekipçe epeyce güldük.

Kabin memuru iken evlendiniz, evlilikle beraber mesleğinizi sürdürmek zor oldu mu?

Kesinlikle Hayır! Aksine küçük ayrılıklar olduğu için, aşkınız uzun süre devam ediyor. Aslında mesleği bıraktıktan sonra zorlandım, yerdeki düzenli diye tabir edilen yaşama hiç alışamadım.

Ne zaman ve neden mesleğinizi bıraktınız ?

Kızım Lal doğduktan sonra, ben de her çalışan anne gibi, 2-3 sene kadar bebeğimle evde olmayı planlıyordum. İşe dönmekle ilgili bir sıkıntım da yoktu. Bu sefer THY de uçuşlara başlayacaktım, çünkü İstanbul Hava Yolları, üzücüdür ki kapanmıştı. Yani geri dönecek bir şirketim yoktu ama tecrübeli olduğum için THY de her şey hazırdı. Airbus kursuna girecektim sadece, 2004 yılıydı bunu hedeflerken, Lal in yaşam şeklinin çok zor olduğunu ve benim yanında kalmam gerektiğine inandım. Çünkü hayat boyu diyetli olması gerekiyordu ve ben de ağlayarak bütün bu uçma fikrini kafamdan silmeye zorladım. O dönem ki yetkiliyi arayarak, her şeyi iptal ettim. Çünkü Lal in sadece bana ihtiyacı vardı.

PKU ya da Türkiye de bilinen adıyla Fenilketonüri nedir?

PKU , karaciğerde bir enzimin çalışmamasından ya da az çalışmasından kaynaklanan, genetik bir metabolizma rahatsızlığı. Enzim eksikliği nedeniyle, vücuda özellikle yüksek protein içeren gıdaların girmesi yasak. Bu yüzden de yaşam boyu proteinden kısıtlı bir diyet söz konusu.

PKU / Fenilketonüri Nasıl teşhis ediliyor?

Bebek, doğduktan sonra, anne sütünü en az 24-48 saat alıyor ve topuğundan ‘’Yeni Doğan Tarama Testleri’’ kapsamında bazı hastalıkların taranması için 1-2 damla kan alınıyor. PKU da bu testler içinde yer alıyor. Topuk kanı ile hemen teşhis ve tedavi başlıyor.

Yani 1 damla kan, çocuğun zekasını, hayatını kurtarıyor!

Yeni Doğan Tarama Testi her bebeğe uygulanıyor mu?

Bu test Dünya Sağlık Örgütü tarafından zorunlu tutulan bir test. Yani Dünyaya gelen her bebek, sağlıklı geleceği için, taranma hakkına sahip. Ülkemizde de artık Sağlık Bakanlığı tarafından, bu tarama testi ücretsiz olarak yapılıyor. Ancak aileler bunu bilmiyor ve bu konuda da kimse onları bilgilendirmiyor. Bu da zaman zaman ciddi kayıplara yol açabiliyor.

PKU ile tanıştığınızda ne hissettiniz?

Tabii ki kötü hisettim, çünkü bilmediğim ve de duymadığım bir kavramdı. Bebek ve diyet lafını, hele ki yaşam boyu diyeti hiç bağdaştıramadım o anda… karışıklık olduğunu düşündüm, hata olduğunu düşündüm, üstelik ailemizde de hiç böyle hastalıklar yoktu. Sonrasında tabi ki, doktorlarla konuşunca yavaş yavaş sakinleşmeye, öğrenmeye ve anlamaya çalıştım ama doğrusu bu zaman epeyce ağır geçti.

Umutsuzluğa kapıldığınız dönemler oldu mu?

Kesinlikle !!! ama hep anlıktı onlar… kısa sürdü. Çünkü o dönemi, umutsuzlukla değil araştırmalarla geçirmem gerekiyordu ve öyle de yaptım. Yabancı sitelerden okudum, Doktor'lara sorular sordum ve hep öğrenmeye, iyice kavramaya çalıştım. Çünkü Lal’i eğitmem için önce kendimi eğitmeliydim.

Herhangi bir acil durumda, çocuklu yolcularımızın, oksijen maskelerini önce kendilerine, daha sonra çocuklarına takmaları gerektiği gibi...

Bravo…aynen öyle !

Lal, yasak olan gıdalar konusunda eğitim alırken size bir sorun yaşattı mı?

Hayır hiç yaşatmadı. Çünkü; birincisi, ben Lal ile sürekli konuşurdum, anlatırdım… anladığına da inandım her zaman. Bebektir anlamaz diye düşünmedim hiç. Anlayışı ve olgunluğu konusunda gerçekten çok şanslıydım hala da şanslıyım. Yaşıtlarından bazı konularda epeyce ileride.

İkincisi ise, yasak olan gıdaların tadını hiç bilmediği için, onlara özenmedi. İnsanlar ikram ettiğinde bile direkt olarak ‘’Hayır’’ derdi. Aksine, anlamayan taraf hep ikram eden taraf olurdu!

Lal’e yapılan ikramlar sizi rahatsız ediyor mu?

İkram etmeleri rahatsız etmiyor tabi, biz sıcak kanlı insanlarız, ikramı da severiz. Bizi ve tüm diyetli bireyleri rahatsız eden aslında, ‘’hayır, teşekkürler’’ cevabını aldıkları zaman dahi karşı tarafın aptalca ve cahilce ikramda ısrar etmesi, anlamaması! İşte bu çok rahatsız edici!

Lal’ i eğitmeniz ne kadar sürdü ve sonra neler yaptınız, çünkü kitabınızdan öğrendiğim kadarı ile, PKU alanında pek çok ilkte imzanız var.

Evet, zannediyorum Türkiye de ki PKU dosyası ve bu konudaki tüm gelişmeler Lal sayesinde oldu. Lal in eğitimi 3-4 sene sürdü. 2004 yılında, küçük küçük aile görüşmeleri yapmaya başladım, insanları tanımaya ve eksiklerin neler olduğunu öğrenmeye çalıştım. Herşeydi! Bir kurum yoktu, dernek yoktu, aileler birbirlerini bilmiyordu. Kendi başlarına sadece kaderlerini yaşıyordu, oysa çektikleri pek çok sıkıntı vardı.

Bir gün bir gazete manşetiyle başladı her şey ve ben dönüşü olmayan uzun ve ağır bir işe giriştim. Çünkü gördüm ki, çok ailenin problemi var. Sanki sadece bir lider bekliyorlarmış gibi herşeye hazırlardı. Yani taşlar diziliydi, ben onları itmiş oldum. Bir süre sonra yine bir aile toplantısında ilk derneğimizi kurma kararı aldık ve adım adım ilerlemeye başladık. Benim gibi istekli anneler ile birlikte 2005 yılında ilk PKU Aile Derneğini İstanbul da kurduk ve hemen hizmetlere başladık. Sonra da tanıtımlar, faaliyetler ve üyeler derken aslında her ilde PKU lu bireylerin olduğunu ve sayıların on binleri bulduğunu öğrendik. Şimdi ülkemizde PKU alanında hizmet veren 5 Aile derneğimiz var. Daha da açılacak bu dernekler, çünkü insanlar bize güveniyor ve büyük beklentileri var.

 

PKU Aile Dernekleri Türkiye de hangi illerde faaliyet gösteriyor?

İstanbul – Ankara - İzmir – K.Maraş ve Gaziantep

Derneğe kimler destek oldu, oluyor? Doktorlar ya da kurumlar üyemi?

Derneğimize tabii ki destek olan çok fazla kurum, şahıs yok. Çünkü PKU yu hala insanlar bilmiyor, öğrendikten sonra çocuklara pahalı olan, düşük proteinli özel gıdalar için ara ara yardım yapıyorlar o kadar. Bu da bizim için değil aile için büyük bir destek tabi. Ancak, diğer yandan derneğimiz, kira ve sabit giderler konusunda yetersiz kalıyor ve zaman zaman zorlanıyoruz. Bu sebeple de heryerde tanıtımlara ve etkinliklere devam ediyoruz.

Derneklerin de bir özelliği, kurucularının tamamen hasta ve hasta yakınlarından oluşması. Kesinlikle doktor ya da kurumlar değil. Gerçek anlamda bir STK olmanız için benim tek şartım bu...

Bu yoğun koşturmada bu kitabı nasıl yazdınız? İsmi gerçekten etkileyici. ‘’Zekam Senin Elinde, Beni Doğru Besle’’

Ben tanıtımlar ve yazışmalar neticesinde, yazmayı sevdiğimi fark ettim ve bir dönem HT gazetede, bazı dergilerde yazılar yazdım. Hala da pek çok yerde yazıyorum. Bu yazıların dilinin sıcak, içten ve akıcı olduğu söylendikçe, ben daha da severek yazıyordum ve bir gün Sevgili Doğan Satmış, (HT GenelYayınYön.Yard.) kitap yazmam gerektiğini söyledi, özellikle PKU alanında yazılmış bir kitap yoktu. Halkımızın pek kitap okumadığını düşünerek, renkli bir şeyler yazmak istedim ve havacılık, şanslı hayatım , PKU yu ve yaşamsal sıkıntıları anlatan biyografi tarzı bir kitap hazırladım. Uykusuz kalıyordum sadece çünkü kitap yazma saatim geceleriydi. Eskiden de geceleri çalışmayı severdim.

Bu arada kitabın adını da, çocuğun zekası yedikleri ile ilgili olduğundan, bu şekilde belirledim. Bu arada kitapla ilgili sevindirici bir olay söz konusu, 3 aydır , Karadeniz’ de üniversitede ‘’Çocuk Gelişimi’’ bölümünde yardımcı ders kitabı olarak okutuluyor. Ayrıca İngilizce baskısı da internet üzerinden satılmakta. Yurt dışında tabii ki tahmin edeceğiniz gibi ilgi daha yüksek seviyede.

Dünyaya baktığımızda PKU oranları nasıl? Bizim dünyada 1. Sırada olduğumuzu söylüyorsunuz!

Evet, kesinlikle öyle ! Biz 1. Sıradayız. Çünkü bizde halen süregelen akraba evlilikleri var. Biz onu engelleyebilsek, inanın sadece PKU yu değil, çoğu genetik hastalığın önüne geçmiş oluruz.

Tabii neticede bu metabolizma hastalığı bozuk genden kaynaklandığı için, tüm dünyada var ama bizdeki insidansı, bu tarz evlilikler nedeniyle daha yüksek .

Ayrıca yurt dışında, PKU lu, yani yaşam boyu diyetli kişiler, hak olarak daha ileri ve daha bilinçli bir toplumda yer aldıklarından, yurt dışında bize nazaran fazla mücadele etmeleri gerekmiyor. Onların çoğu sistemi düzgün, bizim ise çoğu sistemimiz yanlış . Bu nedenle de tarafımıza davetlerde bulunuluyor, imza günü adı altında paylaşımlarla toplantılarla attığımız her adımı, tüm girişimlerimizi heyecanla ailelere aktarıyoruz.

Yabancı Ailelerin kurduğu dernekler var mı?

Tabii ki var, hatta Avrupa da 24 ülkeden oluşan E.S.PKU ( European Sociaty of PKU) derneği bile var. Yani her ülke derneğinin bir arada olması için oluşturulmuş bir komite gibi düşünebilirsiniz. Derneğimiz de o komitenin resmi olarak üyesidir ve her yıl bir ülkede toplanarak yıllık paylaşımlarımızı aileler ile gerçekleştiririz. Ben de Türkiye delegesi olarak, çalışmalarımızı ve hangi konularda ilerleyip, ilerleyemediğimiz rapor olarak sunarım.

Bunun dışında, Amerika’da, Brezilya da, Avustralya da yani her yerde her ülkede PKU platformu mevcut.

Türk aileleri hastalıkla ilgili ne kadar fikir sahibi? Anlatmakta zorlandığınız oluyor mu?

Oluyor tabi. Çünkü ailelerimizin çoğu ekonomik ve kültürel açıdan iyi değil ve zaman zaman durumları uygun olmadığı için, çocuklarına özel gıdaları alamıyorlar. Bu sebeple de diyet sağlıklı olarak yapılamıyor. Oysa diyet yapmazlarsa bu çocukların beyinleri zarar görür. Bunu her seferinde vurguluyoruz. Biz bunu gerçekten anlattığımız halde, nadir de olsa kabul etmeyen aileler çıkıyor. Bir şey olmaz diyerek kısmen tedaviyi yarım bırakıyor ve maalesef bu şekilde çocuk, zihinsel engelli olma yoluna giriyor. Kabullenmekte zorlanan pek çok ebeveyn var. Sorunun temeli aslında fazla bilinçli olmamaları.

AB standartları doğrultusunda, ülkemiz bu hastalıkla mücadelede hangi konularda yetersiz?

Pek çok konuda yetersiz kalıyor maalesef. Bazı konularda büyük ilerlemeler kaydettik ancak, benim hala kendimizi başarılı görmediğim bir konu var ki, o da bu ülkede yaşam boyu diyetli çocuklar için olması gereken özel gıda üretimi!

Düşük proteinli bir makarnayı bile henüz hiçbir firma üretmedi. Pazar payının düşük olduğunu söylüyorlar genelde, sonra da sosyal sorumluluktan bahsediyorlar. Bu çok komik ve sahte geliyor bana.

Ülkemizde pek çok sistemde hata var, ancak 1 damla kanla, hayatları kurtulan ve sağlıklı yaşam hakkına sahip olan bu çocukların, kendi ülkelerinde yiyecek bir çeşit makarna bile bulamamaları, Türkiye adına çok utanç verici!

Sen onlara sağlıklı bir gelecek sunamıyorsan, topuk kanı ile tarama yapıp onları şanslı statüsüne koyamazsın! Çünkü değiller! Her dönem için ayrı mücadele edecekler…

Yurt dışından mı geliyor bu özel gıdalar? Siz nasıl temin ediyorsunuz?

Evet tamamı yurt dışından geliyor. Ancak gelen gıdalar arasında pek çeşit yok, olanlar da çok pahalı. Aileler demin dediğim gibi, çoğunlukla alamıyor. Oysa az önce söyledim, bu çocukların hayatı kurtulmuş, zamanında erken tanı almış ve de sağlıklı olma hakkına sahipler. Bu gıdaları tüketemedikleri zaman, yeniden bir tehlike ile karşı karşıya kalıyorlar.

Ben Lal in istediği ya da tüketmesi gerekenleri rahatlıkla alıyorum, yurt dışından arkadaşlarım getiriyor, gönderiyor, on-line alışveriş yapıyorum. Hatta Lal için hep daha çok alışveriş yaparım. Peki ama ya ailelerimiz? Benim bir değil, binlerce çocuğum var. Hepsi de Lal kadar önemli benim için. Bu yola çıkışımı Lal, amacımı ise çocuklar belirledi. Oysa ben bir makarnayı bile ki, çocuklar makarnaya bayılır… onlara sunamıyorum. Bütün dernekler üretim için bağlantıda ama henüz sonuç yok!

Bu doğrultu da neler yapılabilir?

Bizler tanıtımlarımızı sürdürüyoruz. Ben çok değişik platformlarda PKU Eğitim seminerleri veriyorum. Üniversiteler ile projeler hazırlıyorum. Hatta şimdilerde bir tiyatro oyunu yazdım. Mayıs- Haziran gibi sahnelemeyi planlıyoruz.

Bakın bizim için ilk defa Sinangil Firması, özel düşük proteinli un üretti ve satışları da gayet iyi. Bu hasta sayısının çokluğunu gösteriyor. Biz bu sene bir projemizi daha gerçekleştirdik. İstanbul PKU Aile derneğimize bağlı olarak , ‘’Özlenen PKU Cafe’’ adında dünyada ilk defa, metabolik hastalıklara hizmet veren bir cafeyi haziran 2010 da Topkapı da hizmete açtık.

Bu çocukların büyük bir eksiği ve arzusuydu. Çünkü onların gidebileceği bir cafe yoktu!

Tüm PKU lu aileler, oradan sipariş sistemiyle, çocuklarına, ekmek, kek, börek, simit, poğaca yani bir pastanede ne bulunuyorsa, onların düşük proteinlilerini temin edebiliyor. Deneyimli bir anne gönüllü olarak cafede haftada 5 gün özel ürün yapıyor.

Afedersiniz de, bu özel üretimi de mi biz yapmalıyız? Bizim yaptığımız her şey dernek hariç, dünyada ilk! Kimse yapmamış ... bilmiyorlar da..Bu yüzden seminerlere, kampanyalara, paylaşımlara devam…

Bakanlık daha bilinçli ve gıda üretici firmalarına baskıcı olmalı! Türkiye de farklı hastalıklara sahip , yaşam boyu diyetli en az 2 milyon insan var ve pazar payı küçük deniliyor!!! Gerçekten böyle düşünenler adına utanıyorum.

Evet, onlar bizim çocuklarımız, geleceğin sağlıklı çocukları ama gelecek gerçekten onlara sağlık getirecek mi? Biz neler yapabiliriz?

Sizlerden ve herkezden tek isteğimiz, tüm bunları değişik sohbetlerde paylaşmanız. Çünkü, bu sayede bilinirliğini arttırabilirsiniz, bize farkında olmadan yardım etmiş olursunuz. Belki aranızdan biri, üretim konusunda, belki ailelerimize, belki de derneğimize yardımcı olur. Bütün bunlar bizi güçlendirir, ayakta tutar ve çocuklarımıza daha da faydalı olmamızı sağlar. Çünkü, bu görevler bir kişinin değil, herkezin sorumluluğu olmalı.

Benim ilk başlarda yaptığım gibi, ‘’ben rahatım nasıl olsa’’ değil, ‘’ya onlar nasıl yaşayacak?’’ diye düşünmelisiniz.

Son olarak söylemek istedikleriniz neler?

Ülkemizde 15 bine yakın PKU 'lu birey var. Tedavi merkezleriz az, bağlı oldukları metabolizma uzmanları az, diğer yandan 1. sırada olduğumuzu biliyorsunuz. Her yıl 450-500 bebek diyetliler olarak aramıza katılıyor. Her 20 kişiden biri bu bozuk genin taşıyıcısı. Tanı konulup da sağlıklı olan çocuklar, diyetli oldukları için, iş başvurularında bile tercih edilmiyor.

Doktorlar, öğretmenler, hemşireler ve daha pek çok meslek grubu ve toplum bu hastalığı bilmiyor. Duyması, öğrenmesi, bilmesi ve çocuklar için paylaşması gerekiyor.

Sağlıklı olanlar için sigortalı olmak adına iş imkanı verilmesi gerekiyor ki, özel ürünlerini alabilsin ve sağlığını korusun.

Kısacası bu birey sürekli sorunlarla mücadele ediyor, yaşıtları gibi pek de rahat ve mutlu bir hayat süremiyor.

Söylemek istediklerim çok… bana inanan annelerimle bu yolda yürümeye ve sağlam temeller atmaya devam edicez ki çocuklarımız katları çıkabilsin.

 

Çeşitli toplantılar ve kongreler derken galiba sık sık uçuyorsunuz, yolcu olarak hisleriniz nedir?

Bu çok karışık. Uçakta olmak adına mutluluk verici, heyecanlı, Lal de çok seviyor. Kabin memuru hatalarını görünce ikimiz de çileden çıkıyoruz ama. :)

Ne şekilde olursa olsun benim için uçmak harika!!!

Airports Ladies ekibi ve tüm anneler adına Deniz Hanım'a teşekkür eder, başarılarının devamını dileriz...

Röportajın orjinali için tıklayınız >>

 

Haberler Kategorisindeki Diğer Başlıklar:
 
- 18 Yaş üstü PKU’lu gençlerimizin Türkiye’deki ilk kampı !! 19-25 Agustos 2016
- Rixos Hotel Açıklama
- PKU Piknik İstanbul 2016
- Parents Nisan Sayısı Röportaj
- Saglık bakanlığının da desteklediği ilk uluslararası LP Friendly Hotel
- PKU Tanıtım Filmi
- 18-24 Ağustos Uludağ PKU Kampı Fotoğrafları
- Türkiye’de Bir İlk Daha: PKU Kampı
- 18. Gün Pku Belgeseli
- Zekam Senin Elinde Tiyatro Oyunu Ankara'da Sergilendi
- Hasta Dernekleri Platformu / Ekim 2013
- 2014 için bayrak teslimi... Seneye toplantı Hırvatistan'da
- 2013 Antwerpen Annuel ESPKU Meeting
- Zekam Senin Elinde Tiyatro Oyunu
- The National Society for Phenylketonuria - Londra Olimpiyatları
- Düşük proteinli ürünler Artık CarrefourSA reyonlarında
- Workshop Dergi Röportajı
- PKU Hastaları Toplumun Bir Parçasıdır... SAYED Eylül 2012
- www.pku.com/tr yayında!!!
- 2012 Londra Olimpiyatları
- Olimpiyat Öncesi 'Altın Madalyalık' Başarı
- Lal benim ve binlerce çocuğun hayatını değiştirdi
- Londra'da Çocukların 'Diyet' Mahkumiyetini Anlatacak
- PKU Aile Derneği'nden bir ilk daha !
- BALVITEN markalı , PKU Ürün Siparişleriniz İçin
- "Sana da Yasak mı?" projemiz başladı !!
- "Genç Haber" Haberimiz
- "Gıda Yaşam" Haberimiz
- "Haber Türk Gazetesi" Haberimiz
- PKU özel ürünleri marketlerde...
- İstanbul PKU Aile Derneği Dragon Festivalinde'ydi...
- "DRAGON FEST" Haber Türk Gazetesi Pınar Reyhan Köşe Yazısı
- "DRAGON FEST" Haber Türk Gazetesi Haberi
- "DRAGON FEST" Star Gazetesi Haberi
- "DRAGON FEST" Akşam Gazetesi Haberi
- "Zekâm Senin Elinde" Oyunumuzun Galası...
- İstanbul daki ailelerimizin dikkatine;
- SGK şok bir kararla çocukların sağlığını tehlikeye attı !!!
- ESPKU Newsletter...
- İÇİMİZDEN BİRİ - Deniz YILMAZ ATAKAY Röportajı
- Deniz Atakay'ın kadınmedya.com yazıları...
- Danimarka'da düzenlenen E.S.PKU toplantısındaydık...
- ’’Zekam Senin Elinde Beni Doğru Besle’’ adlı kitabın İngilizce basımı tamamlandı.
- Özlenen PKU Cafe epeyce ilgi görüyor…
- PKU'lu Çocuklara Özel Cafe Hizmete Girdi!
- İstanbul PKU Aile derneğimiz Türkiye'de bir ilke daha imza attı !!!
- PKU: Yaşam Boyu Dikkat Gerektiren Bir Hastalık!
- Zekam Senin Elinde Beni Doğru Besle Ayşe Aydın'da...
- Bir Damla Kan Aldırın, Çocuğunuzun Zekasını Şansa Bırakmayın...
- "Zekam Senin Elinde Beni Doğru Besle" Blogspot'ta...
- Türkiye’de ilk defa SİNANGİL UN Firması PKU hastaları için özel un üretti!!!
- İstanbul PKU Aile Derneğimiz İçin...
- Deniz Atakay, kitabın tüm ailelere ulaşması için il il dolaşacak.
- İstanbul Aile Derneği Anneleri Yemek kitabını çıkardı ve kitaplar hastenelere gönderildi, Diyetisyeninizden mutlaka isteyin...
- Dr. Pedagog Yüksel Seçkin'den Çocuğunu Problemsiz Büyütmek İsteyen Tüm Anne ve Babalar İçin
- Dr. Pedagog Yüksel Seçkin'den Kronik Hasta Çocuğu Olan Anne-Babalar İçin Hayatı Kolaylaştırma Rehberi
- Antalya'dan Konferans Haberleri
- Deniz ATAKAY'ın "Zekam Senin Elinde Beni Doğru Besle" Kitabı Tüm Kitapçılarda
- Sosyal Güvenlik Kurumu doğuştan metabolik hastalıklar için özel formül içeren ürünlerin bedellerini ödüyor
- 22.06.09 Genel Kurul Toplantısı
PKU Derneği İstanbul
İşbu Sitenin tüm hakları saklıdır. Site içerisindeki resimler, yazılar başka sitelere, ticari yayınlara aktarılamaz, kopyalanamaz, basılıp çoğaltılamaz. © 2009